|
BAŞYAZI
ASLAN YATAĞINDAN BELLİ OLUR
Mehmet TOPAL
İstanbul’da yaşayan
ve yılda birkaç kez Elazığ’a teşrif eden, her geldiğinde de
Elazığ’ın çözüm bekleyen temel sorunlarına büyük çapta
duyarlılık gösteren, çok değerli bir işadamı dostum, bu son
Elazığ ziyaretinde yine beni arayarak bir araya gelmemize vesile
olarak, Elazığ ile ilgili olarak şikayetlerini sıraladı.
Elazığlı bu işadamı
dışarıdan bakınca halimizi ve vaziyetimizi bizden daha iyi
tesbit ediyor. Bizler bu sorunlarla birlikte yaşadığımız için
artık bağışıklık kazanmış, hem görmez, hemi de duymaz olmuşuz.
Elazığ’da Elazığ
Valiliğini, Elazığ Belediye Başkanlığını, ÇET Raporu verenleri,
Esnaf Odaları Birliğini göreve davet eden bu işadamımız,
Esnafları ve Elazığ Halkını da en az kendisi kadar duyarlı
olmaya çağırıyor.
Elazığ Sanayi Sitesi
esnaflarının 40 seneden beri burada ticaret yaptıklarını,
dükkanlarının içlerini ve kapılarının önlerini dahi süpürmekten
aciz olduklarını anlatan, bir çok dükkanın işyerlerini ikiye ve
üçe böldüklerini, sanayi sitesinin şeklini ve şemayilini
bozduklarını belirten bu değerli dostumuz Sanayi Sitesi
Başkanlığını da görevini yapmaya davette bulunarak “Gidip çevre
illerin sanayi sitelerin görüp en azından onları örnek alsınlar”
diyor.
Hatta diyor ki;
“Bir daha ki
gelişimde gazetelere ilan verecem. Hem de tam sayfa… Diyeceğim
ki; EKMEK YEDİĞİ DÜKKANINI TEMİZLEMEKTEN KİM ACİZ İSE, BENİ
ARASIN, GELİP DÜKKANINI ÜCRETSİZ OLARAK BEN TEMİZLEYEYİM.”
İşadamı hemşerimiz
esnafların üstlerine, başlarına bakmadıklarını, pis elbiselerle,
yırtık ayakkabılarla ve bir haftalık sakallarla dolaştıklarını,
bu halleriyle müşterilerine güven vermediklerini şikayetleri
arasında sıralıyor. Ardından da “NEREDE O ESKİ ELAZIĞ
ESNAFLARI?” diyerek derin ve hasret yüklü bir iç geçiriyordu.
“Burada insanlarımızın gözleri adeta kör olmuş. Eksiklerini ve
kendilerini hiç görmüyorlar. Bizlerin onlara ayna, diğer bir
deyişle ışık tutmamız ve yol göstermemiz gerekiyor.” Diye
noktayı koyuyordu, ama kısa bir sessizlikten sonra devam
ediyordu:
“Herkesin evinde bir
iki tane araba var. Şehirde yeterli otopark yok. Alışveriş
yapmak için arabanızı kullanmanız mümkün değil. Esnaflar
dükkanlarının önlerini parsellemişler. Trafik Komisyonu kararı
olmadan herkes kendi kapısının önüne bir derebeylik kurmuş.
Kahveler, manavlar gece yarılarına kadar kaldırımları işgal edip
duruyorlar. Kahveler kaçta kapanır bilen yok. İnsanlar
kaldırımları kullanamıyorlar. Bir curcuna var. Bunları çözmek
lazım. Birlikte yaşamanın belli kuralları ve bedeli vardır. BEN
O ESKİ ELAZIĞIMI GERİ İSTİYORUM.”
Vallahi doğru
söylüyor.
BEN DE O ESKİ ELAZIĞIMI GERİ İSTİYORUM.
GERİ GETİRENE ÖDÜL VERECEĞİM. |