|
Atatürk ve Elazığ Musikisi
Mehmet
TOPAL
Gazeteci-Yazar
Halkla
İlişkiler Uzmanı
17.Kasım.1937...Pazartesi...
Bu
tarih Elazığ için çok önemli bir gündür. Milli Mücadele
Kararı’nı 16.Nisan.1916’da Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Sekarat
(Yazıbaşı) Köyünde İsmet İnönü ile birlikte veren ve Türkiye
Cumhuriyeti’ni kuran Atütürk’ün Elazığ’a son teşrifleri bu
tarihte, 17.Kasım.1937’de olmuştur.
Elazığ’a “ELAZIK” adını o gün koyan Atatürk’ün, Elazığ Musikisi
ile tanışması da bu tarihte gerçekleşmiştir.
Pertek dönüşü Elazığ Halkevi’nde (şimdiki Öğretmenevi)
Atatürk’ün onuruna kültürel bir balo düzenlenir. Atatürk’ün
beraberinde 24 kişiden oluşan kalabalık bir heyet vardır.
Başbakan Celal Bayar, Umum Müfettişi Abidin Özmen, ilk bayan
pilotumuz Sabiha Gökçen, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya,
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Tunceli Umum Müfettişi ve
Sıkıyönetim Komutanı Korgenaral Abdullah Alpdoğan,
milletvekillerinden Ali Kılıç, Recep Zühtü, Salih Bozok, Hasan
Cavit, Cevat Abbas Gürer, Dr. Ziya Naki Yıldırım, Dr. Şakir
Ahmat Ediz, Vedat Özgören, İsmail Müştak Noyakan, Elazığ
Milletvekili Fazıl Ahmet Aykaç, Umum Katip Ali Rıza Soyak,
Başyaver Celil Üner, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Baki, İş
Bankası Umum Müdürü Muammer Eriş, Parti Başsekreteri Ziya Arkant,
Cumhurbaşkanı Başyaveri Naşit Ülkü, Şükrü Uzer, ile Muhafız
Komutanı İsmail Hakkı Beyler bu heyette bulunuyorlardı.
Konuklara ev sahipliğini de Elazığ Valisi Şefik Bicioğlu ile
Elazığ Belediye Başkanı Hurrem Müftüoğlu yapıyorlardı.
Balo, saat;20.00’ de başladı.
Proğramın başında caz ve dans vardı. Ardından sıra mahalli
oyunlara geldi. Hoş’lu Ramazan ve Demir Ali ile arkadaşları
üçayak, ağırlama ve halay oynadılar. Bu oyunların şekil ve
figürleri heyetin büyük ilgisini çekerek, takdirini kazandı.
Sırada mahalli türküler vardı.
Hafız Osman Öğe, Kore’nin oğlu Mamo (Mehmet Akar) gibi folklör
sanatçıları ve ustaları Gırnatacı Şükrü’nün katılımıyla Harput
Türküleri’ni okumaya başladılar.
Osman Öğe, Muhayyer Makamındaki “Aş Yedim Dilim Yandı” adlı
türküyü okumaya başladı. Türkünün dörtlüklerinin ilk üç mısrası
ikişer defa tekrarlandığı halde, dördüncü mısrası ise bir defa
okunuyor. Nakarat bölümünde ise birinci mısra iki, diğeri bir
defa okunmaktadır. Türkü elezber ve İbrahimiye makamlarının da
ayaklarını tutmaktadır.
Türkü’nün sözleri şöyledir:
“Aş yedim,dilim yandı
Köz
düştü kilim yandı
Ben
kilimi kayırmam
Bahçede gülüm yandı.
Ah
leli, leli beyaz
Ah
leli, leli beyaz
Beyaz yatmış uyanmaz(Nakarat)
Küçük cevre dayanmaz
Yar
uykudan uyanmaz.
Dağlarda meşelerde
Gül
suyu şişelerde
Ben
sevdim eller aldı
Ben
kaldım köşelerde.
(Nakarat)
Evler göçe göç oldu
İki
derdim üç oldu
Dert çektim emek çektim
Emeklerim hiç oldu.
(Nakarat)
Elmalar dilim dilim
Gel
otur benim gülüm
Ne
dedim, neden küstün
Lal
olsun benim dilim.
(Nakarat)
Atatürk, Hafız Osman Öge’nin okuduğu bu türküyü pek çok beğendi.
Yanında oturmakta olan Elazığ Milletvekili Fazıl Ahmet Aykaç’a
dönerek şunları söyledi:
“
Bu türkü çok hoşuma gitti. Hem de bize iki yeni kelime
kazandırdı. Bunlardan birisi (AŞ) diğeri (KÖZ)’dür. (Aş) ve
(Kayırmak) kelimelerinin de tasarruf şekline dikkat ediniz. Not
alın. Türkünün güftesinin tamamının bir örneğini de bana
veriniz” dedi.
Sanatçılar 3-4 türkü daha okuduktan sonra, hoşa gitmemek ve baş
ağrıtmamak düşüncesiyle Atatürk’ü selamlayarak proğrama ara
vermek istediler.
Ancak Atatürk, hemen müdahale ederek;
“Devam edilsin” dedi.
Salındaki sükutu tül tül, alev alev işleyerek dağıtan bu beste
kompozisyonunu, Atatürk’ün can kulağı ile dinlediği
anlaşılıyordu. Divanın okunuşu bittikten sonra Atatürk oturduğu
yerden kalkarak okuyucuların yanına gitti. Bu sırada salonda bir
telaş ve kıpırdanış gözlendi. Atatürk, salonun bu telaş ve
kıpırdanışını el işaretiyle bastırdı.
Ayağa kalkan sanatçılara;
“Kalkmayın, oturun” dedikten sonra, Atatürk onlardan okudukları
türküler hakkında bilgiler istedi.
“Kimdir bunları besteleyenler?”
Sanatçılar;
“Bilmiyoruz Paşam...Biz bu türküleri dedelerimizden,
babalarımızdan öğrendik. Bunlar bizlere ata yadigarıdır.”
Şeklinde cevap verdiler.
Atatürk, daha sonra bu sanatçı heyetini Ankara’ya davet etti.
Ancak Atatürk’ün zamansız vefatı üzerine bu ziyaret
gerçekleştirilemedi.
Atatürk bu baloda bilimsel tartışma ve görüşmelerde de bulundu.
O güne kadar Mamurat’ülaziz olan şehrin adını ELAZIK olarak
değiştirdi. Bu kelime söyleniş kolaylığı bakımından sonradan
ELAZIĞ şeklinde ifade edilmeye başlandı.
Ata’nın manevi kızı Sabiha Gökçen hatıraları arasında
Elazığ’daki Balo Gecesi’ni anlatırken şunları ifade ediyor:
“Evet...Çok kültürel, çok renkli ve güzel bir geceydi. Atatürk
gibi, bizlerde duygulanmıştık. Atatürk, aslında çok duygusal bir
insandı. Sanat ve sanatkarları çok sever, takdir eder ve
ödüllendirirdi. Bunun içindir ki, O’nun “Bir insan her şey
olabilir. Cumhurbaşkanı da olur, fakat sanatçı olamaz” sözü
oldukça ünlüdür.
Atatürk o gece Elazığ’da sanatçıları takdir ederek, bol bol
alkışladı. Onları yanına çağırmayarak, kendisi kalkıp
sanatçıların yanına gidip, onlarla sohbet etti. Takdirlerini
ifade ederek, türküler ve besteler hakkında bilgiler aldı.”
Bu
kültürel balo süresince Atatürk’e, o dönemin Mektupçubaşı’sının
yani Defterdarın güzelliği ile dikkat çeken kızının hizmette
bulunduğu kaydedilmektedir.
Atatürk’ün Elazığ Musikisiyle bütünleştiği bu tarihin önemini
milenyumlu yıllarda da koruyacağına, musikimizin gelişmesine
ışık tutacağına inanıyoruz.
KAYNAKLAR
1-Yeni Fırat
Dergisi- Elazığ Özel Sayısı, Elazığ
2-Sabiha
GÖKÇEN-Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Dergisi,sayı:9
Temmuz-1946-Ankara
3-İshak
SUNGUROĞLU-Harput Yollarında, 3.cilt, sayfa:145, 1961-Ankara
4-Mehmet TOPAL-
Atatürk Elazığ’da, Elazığ Valiliği ELESKAV Yayınları,1997-Elazığ
|