TOPAL; “Müslümanlar, Museviler ve Hırıstiyanlar için dini
ziyaretgah yapabiliriz”
Sitemiz Yazarlarından, ve Yerel Gazetemiz Uluova’nın Yazı
İşleri Müdürü, Gazeteci-Yazar ve Halkla İlişkiler Uzmanı
Mehmet Topal, Elazığ’ın inanç turizmine ışık tutacak ve
şehrimize önemli ekonomik katkılar sağlayacak olan ve
yaklaşık 2 yıl süren araştırmasını tamamladı. Mehmet
Topal’ın yaptığı araştırmaya göre başta Müslümanlar olmak
üzere, Museviler ve Hırıstiyanlar tarafından da kabul gören,
Kabe’yi inşa eden, oğlu İsmail’i rüyalarında aldığı
mesajlarla Allah’a kurban etmekten çekinmeyen bir peygamber
olan Hz. İbrahim’in babası Azer’in mezarının Elazığ’ın
Sivrice ilçesi sınırları içerisindeki Hazar Baba Kayak
Merkezi’nin üst kısmında, O’nun kız kardeşi olan
Hacıhan’ın Türbesi de yine Sivrice ilçesinin Kürk Köyünde
bulunuyor.
Araştırma esnasında görüşlerine başvurulan Elazığ eski
Müftüsü Doç.Dr. Fikret Karaman, Sivrice Belediye Başkanı
K.Metin Öztürk, Sivrice Halk Eğitimi Müdürlüğü ve Sivrice
Müftülüğü yetkilileri de bu bilgileri doğrulayıcı nitelikte
duyumlara sahip olduklarının bilgilerini vererek “Yöre
halkı, buradaki mezarın Hz.İbrahim’in babası Azer’e ait
olduğuna inanmaktadır.” dediler.
Bu bilgilerin yönlendirici ışığında araştırmalarını sabırla
devam ettiren Gazeteci-Yazar Mehmet Topal, bu kez yazılı
kaynaklara yönelerek, İshak Sunguroğlu’nun 4 ciltten oluşan
“Harput Yollarında”, Elmalılı Hamdi Yazır’ın 10 ciltlik “Hak
Dini, Kur’an Dili” adlı Tefsirini, 1994 yılında yayınlanan
“Sivrice İlçe Yıllığını”, Abdülvahap Malatacık’ın 1996
yılında ikinci baskısı gerçekleştirilen “Yüce Kuran’ın
Bilimsel Sırları, Dağarcık” adlı eserini, Sivrice
Kaymakamlığının 20 Mayıs 1995 tarihinde ilk kez düzenlediği
bilimsel toplantının anısına yayınladığı “1. Hazar Gölü ve
Çevresi Sempozyumu Bildirileri”ni, Turizm Müdürlüğünce
yayınlanan “Elazığ Turizm Envanteri”ni, 1998’de Diyanet
İşleri Başkanlığınca yayınlanan “Diyanet İslam İlmihali”ni,
2001’de Kültür Yayıncılık tarafından yayınlanan Harun
Yahya’nın “Kavimlerin Helaki” adlı eserin 6.ıncı basımını,
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün
1988 yılında yayınladığı “İşte TÜRKİYE” adlı eseri
inceleyerek, yöre halkının bu yöndeki inanç bilgilerini de
bu vesileyle araştırmaya başladı.
AZER
KİMDİR?
Azer, Hz. İbrahim’in babası ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in
dedelerindendir. Babil Hükümdarı Nemrud’un döneminde
yaşamıştır. Marangozlukta, müneccimlik yani astronomide ve
mühendislikte hünerli bir ilim sahibidir. Babil Hükümdarı
Nemrud’a yakın, döneminin önemli birisi olup ondan büyük
itibar gören bir şahsiyettir. Bazı yazılı kaynaklara göre
Azer’in, Harran halkından olduğu da ifade edilmektedir.
Bilindiği gibi Nemrud, Hz.İbrahim’i Şanlıurfa’da ateşe
atarak yakmak istemiş, ancak bu eyleminde başarılı
olamamıştır. Adıyaman ilindeki Nemrud’u, Şanlıurfa’daki
Balıklı Gölü ve Elazığ’daki Hazar Baba Kayak Merkezi’ndeki
Azer Baba üçgenini bir araya getirdiğimizde İbrahim’in
babasının yattığı mekanı üzeri taşlarla belirlenmiş sade ve
mütevazi bir mezar olarak yöre halkınca da bilinip ziyaret
edildiği gibi, Hazar Baba Kayak Merkezi’nin üst kısmındaki
tepede bulmak daha da kolaylaşıyor. Nemrud’un saltanatına
ve zalimliklerine son veren Hz.İbrahim’in babası Azer’in
mezarı geçmiş kuşaklardan bugüne bir kültür mirası olarakta
çok değerli ve önemlidir.
Elazığ’ın Sivrice ilçesi ve bağlı köylerinde yaşayan
insanlar, Hazar Baba Dağı’nın zirvesinde bulunan ziyaretin
Hz. İbrahim’in babası Azer’e ait olduğuna inanmaktadır. Bu
inançla çocuğu olmayan kadınlar burayı ziyaret etmekte,
dilek dilemekte ve duaları kabul olupta hamile kaldıklarında
adak kurbanı kesmektedirler.
HAZAR
BABA DAĞINDA İNANÇ TURİZMİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?
Hz.İbrahim’in babası Azer’in yöre halkınca yıllardan beri
ziyaret edilen, adak kurbanları kesilen mezarının olduğu
noktaya, Elazığ Valiliği’nin öncülüğünde öncelikle bir
karayolu ulaşımı sağlanmalıdır. Açılacak yola ilgili yol
levhaları karayolları tarafından yazdırılıp asılmalıdır.
Elazığ Müftülüğü, Diyanet Vakfı tarafından bu mezara bir
türbe, ziyaretçilerin kalabilecekleri bir iki yıldızlı bir
konaklama tesisi, namaz kılmak için 25 kişilik bir mescit
yaptırılmalıdır. Böyle bir çalışma çeşitli nedenlerle mümkün
olmadığı takdirde bunun gerçekleştirilmesi için bir dernek
yada vakıf kurularak, çalışmalar bu kanaldan yürütülmelidir.
Ayrıca bu türbeye Türkçe-İngilizce olmak üzere bir lejand da
yazdırılmalıdır. Azer’in kız kardeşi Hacıhan için de aynı
tanıtıcı çalışmalar düşünülmelidir.
Kültür ve Turizm kuruluşlarımız bunu tüm dünyaya internet
siteleri üzerinden duyurmalı, buraya 3 dine mensup insanlara
yönelik olarak inanç turlarının düzenlenmesi sağlanmalıdır.
Bu iki türbenin özelliklerini içeren daha geniş kapsamlı
araştırmalar yaptırılarak bunların sonuçları
yayınlanmalıdır.
Turizm Bakanlığı ile temasa geçilmek suretiyle burası inanç
turizmi kapsamına aldırılmalıdır.
KONU HAKKINDAKİ DETAY BİLGİLER
HZ.İBRAHİM OLAYI
Müslümanlığın, Museviliğin ve Hırıstiyanlığın
genetik olarak büyük babası olan Hz.İbrahim’in zamanında
Mezopotamya Ovası’nda, Orta ve Doğu Anadolu’da yaşayan
birçok kavim, göğe ve yıldızlara tapıyorlardı. En büyük
tanrıları Ay tanrısı “SİN” idi. Ay tanrısı uzun sakallı ve
elbisesinin üzerinde hilal şeklinde ay bulunan bir insan
suretinde canlandırılıyordu. Ayrıca bu kavimler bu tanrılara
ait bir çok kabartma resim ve heykelcik yapıyor ve bunlara
tapıyorlardı.
Bölgede yaşayan insanlar M.S.600’lü yıllara kadar bu
tanrılara tapmaya devam ettiler. Bu inancın bir sonucu
olarak, Mezopotamya’dan Anadolu’nun içlerine kadar olan
bölgelerde “ZİGGURAT” ismiyle bilinen ve hem gözlem evi hem
de tapınak olarak kullanılan yapılar inşa edilmiş ve
buralarda başlıca Ay tanrısı “SİN” olmak üzere çeşitli
tanrılara tapınılmıştı.
Hıristiyanlar ve Museviler Hz.İbrahim’in Güney
Mezopotamya’da doğduğunu söylerken, İslam Dünyasındaki
yaygın kanı, İbrahim Peygamber’in doğum yerinin Urfa-Harran
civarı olduğudur.
Oysa günümüzden 2000 yıl öncesine dayanan tarihi kayıtlara
göre Mezopotamya olarak tanımlanan yer, daha kuzeyde,
neredeyse Harran’ı da içine alan ve Türkiye topraklarına
kadar uzanan bir bölgeydi. Hz. İbrahim’in yaşadığı yerin
Harran ve çevresi olduğu konusunda bir fikir birliği vardır.
Nitekim İslami kaynaklar da Hz. İbrahim’in doğum yerinin
Harran ve Şanlıurfa olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır.
“Peygamberler Şehri” olarak nitelendirilen Şanlıurfa’da Hz.
İbrahim’le ilgili bir çok hikaye ve efsane vardır.
İslami kaynaklarda kaydedildiğine göre, Nuh peygamberin
evlatları Irak tarafına yerleşmişler. Bu nesilden gelen bir
kavim ise Babil şehrini kurmuşlar. Bu kavim yıldızlara
tapıyordu. Yıldızlara erişmek için dünyanın 8 harikasından
biri olan, o ünlü Babil Kulesi’ni kurmuşlardı. Bunların
konuştukları dil ise Süryanice idi. Kuvvetli bir medeniyet
ve kültürleri vardı. Dünyada astronomi ilminin temelleri ilk
defa Babil’de atıldı. Babilliler, geometriyle de yakından
ilgileniyorlardı. Babil’in hükümdarı ise zalimliği ile
tanınan Nemrut idi.
Nemrut, bir gece rüyasında; ufukta çok parlak bir yıldızın
doğduğunu gördü. Öyle bir yıldız ki, parlaklığı ayın ve
güneşin ışığından daha üstündü. Korku ve heyecan içerisinde
yatağından fırladı. Hemen Müneccimbaşını diğer etkin
kişileri davet ederek onlardan rüyasının yorumlanmasını
istedi.
Müneccimbaşı:
“- Bu sene Babil’de bir erkek çocuğu dünyaya gelecek. Sizin
helakinize sebep olacak ve memleketin yönetimi elinizden
gidecek. Fakat bu çocuk henüz ana rahmine düşmemiştir”
diyerek yorumunu yapar,
Bunun üzerine Nemrut çok sinirlenir, Müneccimbaşını öldürmek
ister. Fakat yerine bakacak ikinci bir kahin olmadığı için
bundan vazgeçerek, bir emir yayınlar. Bu emre göre kadınlar
ve erkekler birbirleriyle temasta bulunmayacaklardı.
Birleşenlerin kadın-erkek demeden kafaları kesilerek
cellatların elinde Hükümdar Nemrut’a getirilecekti. Bu emrin
uygulamasında, her 10 kişiye bir gözcü tayin edildi.
O sırada Nemrut’un yakınlarından olan Azer bir gece
fırsatını bularak, karısı Tila ile birleşti ve bu
birleşmeden karısı hamile kaldı.
Sabah olunca kahinler-müneccimler yine saraya gelerek
yorumlarını söyledikleri çocuğun, bu gece ana rahmine
düştüğünü Hükümdara haber verdiler. Nemrut, bunun üzerine
etrafındakilere ağır sözlerle bağırıp çağırarak hakaretler
etmeye başladı. Bu kez ikinci bir emirle, her hamile kadının
yanına bir muhafız konulmasını, kız doğanların serbest
bırakılmasını, erkek doğuranların ise hemen anasının elinden
alınarak öldürülmelerini istedi. Aslında öldürülmesi
istenilen bebek, büyüyünce Tanrı tarafından peygamber
Hz.İbrahim’di. Allah (C.C.), İbrahim’i gizledi.
Azer’in karısı Tila, doğum vakti geldiğinde, kocasını ve
evini bir bahane ile terk ederek oradan ayrılıp gitti. İki
dağ arasında bir mağara görünce oraya sığındı ve doğumunu
orada yaptı. Çocuğunu bezlere sararak mağaranın kapısını da
bir kaya ile kapatarak oradan ayrılıp evine geldi. Tila,
kocası Azer’e çocuğun ölü doğduğunu ve orada gömdüğünü
söyledi. Ancak ertesi günü bir fırsatını bularak, çocuğunu
bıraktığı mağaraya koştu. Tila, mağaradan içeri girdiğinde
gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamadı. Çocuğu,
kendi parmaklarının uçlarından akmakta olan sütleri
emiyordu. Annesi İbrahim’i kucaklayıp bağrına basarak,
kendisi de emzirdi. Ardından yine bebeği mağarada bırakarak
evine döndü. Bu durum, İbrahim 7-8 yaşına gelinceye kadar
böyle devam etti.
Aradan geçen yıllar içerisinde büyüyen ve bir Tanrı’nın
varlığını kafasına koyan İbrahim, günün birinde bulunduğu bu
mağaradan çıkarak, şehre girdi ve babasının evini tanıdı.
İbrahim, karanlık bir gecede gökte bir yıldız gördü.
“- Bu imiş Rabbim” dedi.
Yıldız batıp kaybolunca;
“- Ben böyle batanları sevmem”
Sonra ayın doğduğunu gördü;
“- Bu imiş Rabbim”
Ay batınca;
“- Kasem ederim ki, Rabbim beni hidayete erdirmeseydi,
muhakkak şu şaşkın kavimden olacakmışım” dedi.
Sonra güneşin doğduğunu gördü;
“Bu imiş Rabbim! Bu hepsinden büyük, hepsinden parlak!”
dedi.
Güneş batınca kavmine hitaben;
“Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz
şeylerden beriyim. Ben her dinden geçip, sade Hak’ka
eğilerek yüzümü, o gökleri ve yeri yaratmış olan Halika
çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” dedi.
Sınavdan geçen İbrahim’e Rabbi;
“Ben seni bütün insanlara imam edeceğim” dedi.
İbrahim;
“- Yarabbi, zürriyetimden de.”
“- Benim ahdime zalimler nail olamazlar.”
Babası Azer’e dönerek;
“- Sen putları kendine bir sürü ilah ediniyorsun öyle mi?
Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir dalal içinde
görüyorum.” dedi.
İbrahim, Tanrı tarafından kavmini irşada memur edilince
bunları Hak yola davet etti. Onlar ise Kabe’deki putların
yakalarını bırakmadılar. Kavim, birgün Kabe’den gittikten
sonra, İbrahim putları kırıp yerle bir etti. Ancak bir
tanesini bıraktı.
Döndükleri zaman putların halini ateş kesildiler;
“- Bunu bizim ilahlarımıza kim yapmış? Herhalde o
zalimlerden birisi. Bir delikanlı işittik. Adına bunu
yapanın İbrahim diyorlarmış. Haydi getirin onu halkın
gözleri önünde belki öldürülür.” dediler. Bunun üzerine
İbrahim yakalanıp, Kabe’ye getirildi.
“- Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza, ya İbrahim?”
“- Belki, şu büyük olanı yapmıştır. Sorun bakalım
ona. Eğer söylerse!”
“- Evet siz haklısınız. Bunlar konuşmazlar.”
İbrahim, bunun üzerine:
“- O halde Tanrıyı bırakıp ta, size hiçbir fayda vermeyecek,
zarar da vermeyecek şeylere mi tapıyorsunuz? Yuh size ve
Tanrı’dan başka taptıklarınıza!.. Hala akıllanmayacak
mısınız?” dedi.
ALLAH,
AZERİ MÜSLÜMAN SAYMIŞTIR
Kabe’yi kuran İbrahim’i, Allah’ın kendine dost edindiğini,
İbrahim’in dua ve ricası üzerine Müslüman olmadan ölen
babası Azer’i bağışladığını ve Müslüman kabul ettiğini
biliyoruz.
Hz.İbrahimi’in faziletini, sadece Müslümanlar değil,
Museviler ve Hıristiyanlar da yakın bilmekte ve bu
peygambere büyük bir saygı duymaktadırlar.
HAC ve Hz. İBRAHİM
Hac; sözlükte saygıdeğer makamlara isteyerek ziyarette
bulunmak demektir. Dindeki anlamı ise ihrama girerek belli
günde Arafat’ta bulunmak ve Kabe’yi usulüne uygun olarak
ziyaret etmektir.
Haccın başlıca gayelerinden biri, İslam Dininin
imamı ve kurucusu Hz. İbrahim ile olan alakayı yenilemek,
O’nun hayatı ile kendi hayatımızı karşılaştırmak, dünyadaki
Müslümanların hayatını gözden geçirmek, meydana gelen
değişiklik ve bozuklukları düzeltip, aslına döndürmektir.
SONUÇ OLARAK NELER YAPILMALIDIR?
Hz.İbrahim’in babası Azer’in yöre halkınca yıllardan beri
ziyaret edilen, adak kurbanları kesilen mezarının olduğu
noktaya, Elazığ Valiliği’nin öncülüğünde öncelikle bir
karayolu ulaşımı sağlanmalıdır. Açılacak yola ilgili yol
levhaları karayolları tarafından yazdırılıp asılmalıdır.
Elazığ Müftülüğü, Diyanet Vakfı tarafından bu mezara bir
türbe, ziyaretçilerin kalabilecekleri bir iki yıldızlı bir
konaklama tesisi, namaz kılmak için 25 kişilik bir mescit
yaptırılmalıdır. Böyle bir çalışma çeşitli nedenlerle mümkün
olmadığı takdirde bunun gerçekleştirilmesi için bir dernek
yada vakıf kurularak, çalışmalar bu kanaldan yürütülmelidir.
Ayrıca bu türbeye Türkçe-İngilizce olmak üzere bir lejand da
yazdırılmalıdır. Azer’in kız kardeşi Hacıhan için de aynı
tanıtıcı çalışmalar düşünülmelidir.
Kültür ve Turizm kuruluşlarımız bunu tüm dünyaya internet
siteleri üzerinden duyurmalı, buraya 3 dine mensup insanlara
yönelik olarak inanç turlarının düzenlenmesi sağlanmalıdır.
Bu iki türbenin özelliklerini içeren daha geniş kapsamlı
araştırmalar yaptırılarak bunların sonuçları
yayınlanmalıdır.
Turizm Bakanlığı ile temasa geçilerek burası inanç turizmi
kapsamına aldırılmalıdır.
HAZAR BABA YÖRESİNE AİT TANITIM BİLGİLERİ
|
ELAZIĞ’A
GELEN TURİST SAYISI(2000 Yılı) |
|
|
YERLİ TURİST
SAYISI |
57.587 |
|
YABANCI TURİST
SAYISI |
4.431 |
|
TOPLAM TURİST SAYISI |
62.018 |
|
HAZAR GÖLÜ’NÜN
UZUNLUĞU |
22 Km |
|
HAZAR GÖLÜ SU
SICAKLIĞI |
10-11 C |
|
HAZAR GÖLÜNÜN
GENİŞLİĞİ |
5-6 Km |
|
HAZAR GÖLÜNÜN
YÜZÖLÇÜMÜ |
86 km27 |
|
DENİZDEN YÜKSEKLİĞİ |
1.248 metre |
|
HAZAR BABA KAYAK
MERKEZİ |
1.800 metre |
|
TELEFERİĞİN
ULAŞTIĞI NOKTA |
2.210 metre |
|
HAZAR BABANIN
ZİRVESİ (GÖKÇEN
TEPESİ) |
2.437 metre |
|
|
|
|
SİVRİCENİN ELAZIĞ’A
UZAKLIĞI |
25 Km |
|
SİVRİCE-KAYAK MERKEZİ ARASI |
6 KM |
|
SİVRİCE İLE ZİRVE
ARASI |
8 Km |
|
KIŞIN KAR KALINLIĞI |
3 metre |
KURUDOLU GÖLÜ
(BERVİ GÖLÜ)
:
Göl; Hazar Baba Dağı’nın zirvesinde bulunmaktadır. 1895
yükseltisinde elips şekilli olup, 175 m uzunluğunda, 125 m
enindedir. Göl çevresinde tabandan 30-70 m yüksekte tepeler
yer almaktadır. Gölün çevresinde ise yayla mevcuttur.
KARAÇALI KAYNAK
SUYU
:
Eskiden Elazığ’ın içme suyunun bir kısmını karşılıyordu. Bu
su Elazığ’da kurulan tesislerde paketlenerek satılmaktadır.
Şehir içerisinde Elazığ Belediyesi’nin mahallelerde
yaptırdığı sebil çeşmelerden halk bu suyu bedava içmektedir.
Hıfsısıhha Raporuna göre bu suyun tadı normal, berrak,
renksiz, kokusuz ve tortusuzdur. Sertlik derecesi 7 (Fr),
pH’ı 8’dir.
KAYNAKLAR
1.
Harput Yollarında, İshak SUNGUROĞLU, 4.cilt.
1951-ANKARA
2.
Hak Dini, Kur’an Dili, ELMALILI HAMDİ YAZIR, 10
ciltlik eseri
3.
Sivrice İlçe Yıllığı, 1994- ELAZIĞ
4.
Yüce Kur’an’ın Bilimsel Sırları, Dağarcık, Abdülvahap
MALATACIK, 1996- ANKARA
5.
1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirileri,
Sivrice Kaymakamlığı 2. nolu yayını, ELAZIĞ
6.
Elazığ Turizm Envanteri, Elazığ Turizm Müdürlüğü
yayını, ELAZIĞ
7.
Diyanet İslam İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı
yayını, 1988- ELAZIĞ
8.
Doç. Dr. Fikret KARAMAN, eski Elazığ İl Müftüsü,
2002-ELAZIĞ
9.
K. Metin ÖZTÜRK, Sivrice Belediye Başkanı, 2002-
ELAZIĞ
10.
Mustafa TURAN, Sivrice İlçe Müftüsü, 2002- ELAZIĞ
11.
Muharrem KARATAŞ, Sivrice Halk Eğitimi Müdürü,
2002-ELAZIĞ
12.
Yard. Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZDEMİR, 1. Hazar Gölü ve
Çevresi Sempozyumu Bildirisi, 1995- ELAZIĞ
13.
Arş. Gör. Halil GÜNEK, 1. Hazar Gölü ve Çevresi
Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ
14.
Yard. Doç. Dr. Ali YİĞİT, 1. Hazar Gölü ve Çevresi
Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ
15.
Arş.Gör. Selçuk Hayli, 1. Hazar Gölü ve Çevresi
Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ
16.
Harun YAHYA, Kültür Yayıncılık, Kavimlerin Helaki -
6. baskı, 2001- İSTANBUL
17.
İşte TÜRKİYE, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon
Genel Müdürlüğü yayını, 1988- ANKARA