New Page 1

BARBARLIK MÜZESİ

 

 MEHMET TOPAL

Lefkoşa/K.K.T.C

 

BAŞLARKEN

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Başkenti Lefkoşa’da bulunan Yakın Doğu Üniversitesi’nin Sahne Sanatları ve Müzik Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yapan, Elazığ Kanal E Televizyonu’ndan yakın çalışma arkadaşım Mustafa Ufuk Çelik’in bu üniversite adına yaptığı resmi davet üzerine Mart ayının son haftasını Kıbrıs’ta geçirdik. Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Adana, Antalya ve Mersin illerinden 70 gazeteci bu tanıtım turuna davet edilmiştik. Elazığ’dan benimle birlikte Hüseyin Keskin, Arif Çakmak, Erol Kara ve Vedat Karavaş vardı. Diğer illerden gelen meslektaşlarımızla Adana Havaalanında birleştik. Otuz beş dakikalık bir uçak yolculuğundan sonra Ercan Havaalanına indik. Yakın Doğu Üniversitesi’nin küçük otobüsleriyle kalacağımız Konuk Evi’ne gittik.

Kısa bir dinlemenin ardından Kıbrıs programımız başladı. Üniversite yetkilileri bizlere hem üniversiteyi tanıttılar, hem de Kıbrıs’ın büyük bir kısmını gezdirdiler. Bu gezileri Lefkoşa, Girne ve Güzelyurt’ta doğru yaptık. Beşparmak Dağlarını gördük. Karaoğlanoğlu şehitliğine, Barış Gücü kontrolündeki yeşil hatta gittik. Çarşı Pazarı inceledik. Makarios’un avukatının şimdi müze olan Mavi Köşk’ünü karış karış gezdirip, yaptıkları katliamları, yasadışı işleri anlattılar bizlere…

Girne’deki “Karaoğlanoğlu Şehitliği”nde Rumların savaşta bırakıp kaçtıkları ağır silahları görüp, burada şehit olan subay ve erlerimizin aziz ruhlarına içimiz burkularak fatihalar yolladık. Bir gün sonra da Lefkoşa’daki BARBARLIK MÜZESİ’ni gezerken aynı yoğun duyguları yaşadık.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, neden bu isimde böyle bir müze yapmıştı? BARBARLIK MÜZESİ’nde neler vardı? Müzeden içeriye girinceye kadar inanın bilmiyorduk. Müzeyi gezince çok etkilendik. Müzenin her tarafından Elazığ’ın kokusu geliyordu adeta. Kendimi burada şehit olan ailenin adını ve anısını taşıyan Elazığ’daki “Şehit İlhanlar Caddesi”nde hissetmeye başladım. Çünkü; Barbarlık Müzesi adı verilen bu evde öldürülenler Elazığlıydılar. Bundan tam 42 yıl önce Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın doktoru Binbaşı Dr. Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğu Rumlar tarafından bu evde kahpece ve acımasızca şehit edilmişlerdi. Onun için bu ev dünya milletlerinin ziyaretine açık bir müze haline getirilmiş, adına da BARBARLIK MÜZESİ denilmişti.


BARBARLIK MÜZESİ

Barbarlık Müzesi, Başkent Lefkoşa’nın Kumsal Mahallesi İkinci İrfan Bey Sokak’ta bulunuyor. Müze tek katlı, bahçeli ve tam köşede şirin bir ev aslında. Lefkoşa Belediyesi sonradan bu sokağın adını Nihat İlhan’ın eşi “Mürüvvet İlhan Sokak” olarak değiştirmiş.

Müze 1 Ocak 1966 tarihinde açılmış. 1975 yılında onarım görmüş. 1980 yılında Bakanlar Kurulu Kararı’yla kamulaştırılmıştır.

Müzenin duvarlarındaki siyah-beyaz fotoğraflar Rumların 21 Aralık 1963’teki katliamları sonucunda kadın, erkek, genç, ihtiyar Kıbrıslı soydaşlarımızın şehit edilişlerini, bu soydaşlarımızın evlerinin, köylerinin yakılıp yıkılışını yansıtıyor bugünlere… Murat Ağa, Sandallar, Atlılar ve daha birçok bölgede soykırımlar yapıldı. 1963-74 arasında 103 Türk köyü yerle bir edildi.

Her kare fotoğrafta, ayrı bir öykü var.

Bu öykülerin ortak adresi ise Kıbrıs Türkü’nü “ya ölümle”, “ya da göçle” yok etmek, adayı tamamen ele geçirip, Yunanistan’a iltihak etmek. 21 Aralık 1963, yani “Kanlı Noel” bunun en açık ifadesidir. Noel demek Hırıstiyan inancına göre Hz.İsa’nın Doğumunun kutlanması demektir. Hırıstiyanlık kan dökmeyi, katliam yapmayı emretmiyor. Ama Rumlar tıpkı bir vampir misali liderleri Papaz Makarios’un öncülüğünde Hz.İsa’nın bile doğum yıldönümünde bile insanlık dışı bir davranışla kan döküyorlar.

Araştırdığımız tarihi kaynaklara göre; “Kıbrıs'ta dinamiti patlatan ilk kıvılcım, 4 Aralık 1963'te Lefkoşe'deki EOKA eylemcisi Markos Dragos'un heykeline konulan bomba oluyor. EOKA bombayı Türkler'in koyduğunu ileri sürüyor. Ardından iki Türk öldürülüyor. Artık ok yaydan çıkmıştır... 24-25 Aralık’taki acı katliama işte böyle başlanıyor.”

Rumlar bu tarihte saldırıya geçerek, Türkler üzerinde müthiş bir soykırıma giriştiler. Sırada Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay doktoru Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan’ın evi de vardı. Eli silahlı gözü dönmüş Rumlar gecenin bir vaktinde evin kapısına dayandılar.
Binbaşı Nihat İlhan, evde yoktu…

18 Aralık günü evden çıkarak Alay’a gitmişti. Günlerce gecelerce eve dönememiş, Gönyeli ve Küçükkaymaklı’daki yaralı Türklerin yaralarını sarıyor, onlara sevgi, şefkat ve şifa dağıtıyordu. Nihat İlhan 6 ay önce Amerika’dan Türkiye’ye dönmüş, Haydarpaşa Askeri Hastanesinde göreve başlamış, çok geçmeden de tayini Kıbrıs’a çıkmıştı. Geldikten 2,5 ay sonra da çocuklarını yanına aldırmış, güvende olsunlar diye Kıbrıslı Türk Ailelerin yanındaki bu evi tutmuştu.
Rumlar kapıya dayandığında, sokaktan gelen yüksek sesteki Rumca konuşmaları duyan Mürüvvet İlhan, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı yanına alarak, evin banyosundaki küvetin içine girerler. O sırada evde bulunan ev sahibi Ferdiye Gudum adlı yaşlı kadın da tuvalete saklanır.

Evin sokak kapısı açılmayınca silahlı caniler tarafından kırılır. İçeri giren Rumlar Binbaşı’nın ailesini banyodaki küvetin içerisinde kurşun yağmuruna tutarlar. Ev sahibi kadını da tuvalette tararlar. Bu baskın sırasında Rifle otomatik mavzerlerle 15, Storn otomatik tabanca ile 12, mavzerlerle 6 olmak üzere toplam 33 el ateş edildiği, şehitlerin vücutlarındaki yaralardan ve duvarlarda hala yeri belli olan kurşunların izlerden anlaşılmaktadır.

Eşinin ve çocuklarının şehit edildiğini Binbaşı Nihat İlhan, ancak 4 gün sonra öğrenecektir.


MÜZE’DE NELER VAR?

 Müzenin kapıdan girişte sağ tarafta kırmızı boya ile tavandan aşağıya doğru insanın üzerine akan kan motifi verilen “Aralık 1963” yazısı göze çarpıyor. Tavanda, baskından kalma kurşun izleri siyah çerçeve içerisinde gösteriliyor.
Bir odada 1963-1964 yıllarında yaşanan “Rum Katliamları”yla ilgili yabancı basında yayınlanan haberler sergileniyor. Bir diğer odada şehit edilen Türkler, yok edilen kültürel miraslar, bir başka odada Mürüvvet İlhan ve çocuklarına ait eşyalar, son odada ise toplu katliamlarla ilgili siyah beyaz fotoğraflar, izleyenleri yeniden o günlere götürüyor.

Evin banyosu ile tuvaletine camdan kapılar yapılarak, içeri girilmeden içeride yaşanan vahşetin gözlerde ve beyinlerde canlandırılması sağlanıyor.
Müzeyi gezerken buradaki görevlilerin biz ziyaretçilere karşı ilgisiz ve bilgisiz tutum ve davranışlarını doğrusu bir Kıbrıs Türkü’ne hiç yakıştıramadım. Sanki birilerinden böyle davranmaları için emir almışlar. Benim ilk aklıma gelen isim olarak K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat oldu. Kıbrıs Türkler Avrupa’ya gireceklerdi ya…
O bakımdan…


BARBARLIK MÜZESİ’NİN BAHÇESİ

 Barbarlık Müzesi’nin bahçesinde de aynı yılda yaşayan “Kumsal Katliamı”nda şehit edilen 11 Kıbrıs Türk vatan evladının anısına bir anıt yaptırılmış. “Kumsal Şehitleri Anıtı”da bu evi ziyarete gelenler tarafından açık havada ziyaret edilerek, hatıra fotoğrafları çektirilen önemli bir mekan. Anıt üzerinde şehitlerin fotoğrafları da bulunuyorlar.
Bu anıt “Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği”nin katkılarıyla yapılmış. Anıtın açılışını da Rauf Denktaş gerçekleştirmiş.
Barbarlık Müzesi’nin bahçesindeki bu anıtta Kumsal Şehitlerinin isimleri; Hakan İlhan, Kursi İlhan, Murat İlhan, Mürüvvet İlhan, Feride Hasan, Erdoğan Rifat, Tuncer Hasan, Mustafa Hasan, Mustafa Mehmet, Muhip Hüseyin ve Aziz Güner olarak yazılıyor.

 

BU BİR SOYKIRIMDIR.

CEZASIZ KALMAMALIDIR.

 Rumlar, Kıbrıs’ta Türkler üzerinde çok sıkı bir soykırım politikası uygulamıştır. Barbarlık Müzesi 42 yıl önceki bu soykırımın delili ve belgesidir.
Bu belge doğrultusunda, bugün Rum kesiminde idari kadroda yer alan lider isimler dünya adaletinin önünde mutlaka ama mutlaka yargılanmalıdırlar.
9 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen 12 Ocak 1951 tarihinde ise yürürlüğe giren “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme”ye göre bu bir soykırımdır.
Cezasız kalmamalıdır.
Tüm Kıbrıs şehitlerimizin ruhları şad olsun. Bizlere cennet gibi güzel, Anavatan Türkiye gibi önemli,  her karış toprağı şehitlerimizin aziz kanlarıyla sulanmış bir yavru vatan bıraktılar.
Peki bu yavru vatan, yani Kıbrıs için ölmeye değer miydi?
Kıbrıs için gerçekten şehit olmaya değer!
Gidip gezip görmeden, konuşmakla olmuyor.
32 yıl önce kanımızla, canımızla bir tarih yazdığımız Kıbrıs’ı, kimseye vermeyiz. Uğrunda yeniden ölmek ve Kıbrıs’ı Türk olarak sonsuza kadar yaşatmak için Türkiye Cumhuriyeti Devletimize ve Kahraman Ordumuza güvenmeli ve destek olmalıyız.


Ne başka bir KIBRIS ve ne de başka bir TÜRKİYE var…

New Page 2

MEHMET TOPAL     

Biyografi 3
Kitapları  3
Gazete Yazıları  3
Arşivdeki Dergi Yazıları  3

 2008 YAZILARI      

PÜR EMANET İŞÇİLERİN DURUMU  3
BİR PADİŞAH FIKRASI  3
YÜZÜN GÜLE SÜLEYMAN  3
KAİNAT ŞEYHİ FATİH AHMET BABA  3
MOLLAKENDİ BELEDİYESİ MAAŞ ÖDEYEMİYOR !  3
TALAT AKGÜN  3
MİSLAND ÇAYDA ÇIRA EFSANESİ  3
AVRUPA ELAZIĞLILAR DERNEĞİ  3
ŞEHİT YARBAY ALİM YILMAZ  3
BERİKA KÜÇÜK BİR ELAZIĞ HANIMEFENDİSİYDİ  3
CENAZELERİ BELEDİYE ÜCRETSİZ KALDIRACAK  3
ELAZIĞ LALESİ’NE KAVUŞTU  3
FATİH AHMET BABA TÜRBESİ  3
GÜLÜN BİTTİĞİ YERLERE BAK  3
İRFAN FETHİ GEMUHLUOĞLU  3

 ARAŞTIRMA YAZILARI      

MEHMET ZEKİ KİMDİR ?  3
ÖLBE VADİSİ  3
BARBARLIK MÜZESİ  3
ELAZIĞ'DA ŞEHİT TÜRBELERİ  3
ELAZIĞ' DA KARAÇALI ÇEŞMELERİ  3
ATATÜRK ve ELAZIĞ MUSİKİSİ  3
ATATÜRK' ün SEKERAT' taki EVİ  3
ELAZIĞ KÜÇELERİ  3
BİR ELAZIĞ RADYOSU VARDI  3
ELAZIĞ' DA HOLDİNG KÜLTÜRÜ  3
ELAZIĞ' DA FUARCILIK  3
ELAZIĞ' DA 2 BUZLUK MAĞARASI  3
ELAZIĞ' ın HOVARDA TÜRKÜLERİ  3
ELAZİZ HALK EVİ  3
ELAZİZ İKTİSAT BANKASI  3
ELAZİZ' de KÖY KAHVEHANELERİ  3
HANPINARI ÇEŞMESİ  3
HARPUT AHİLİK MERKEZİ  3
KEPENK İNDİRME OLAYLARI  3
NURALI' da AY BAŞKADIR  3
YAŞ DESTANI' nın ÖYKÜSÜ  3
KÖĞANKLI HAFIZIN HAYATI  3
PİR-İ DAVUT ŞENLİĞİ  3

 YENİ YAZILARI      

2023 YILINDA ELAZIĞ'I DÜŞÜNÜYORUM  3
VALİ VE BELEDİYE BAŞKANI SUYUMUZA SAHİP ÇIKSINLAR  3
HARPUT BAYRAKTIR  3
ELAZIĞ 2007' DE NİÇİN BULUŞUYOR ?  3
CEMİYET 19 YILINDA  3
ATATÜRK ELAZIĞ' DA  3
ARTIK KEMAL TURAN YOK  3
ASLAN YATAĞINDAN BELLİ OLUR  3
HARPUT'A TUVALET YAPAMADILAR  3
KARAYOLARI 8.BÖLGE MÜDÜRÜ  3
ŞORŞOR MUHTARI  3
TELEFERİKLER  3
ABDULBAKİ TÜRKOĞLU  3
ELAZIĞ' IN TRAFİK SORUNU  3
KALDIRIM İŞGALLERİ  3
TELEFERİKLER  3
ELAZIĞ’IN HUZURU BOZULAMAZ  3
KEBAN’DAKİ İNEKLER  3
NE ÇAN, NE EZAN  3
SİVRİCE DOĞU’NUN YALOVA’SI OLAMAZ  3
TÜRKİYE SÜPER GÜÇLERLE SAVAŞIYOR  3
ELAZIĞ ÖZEL İDARE GENEL SEKRETERLİĞİ  3
SELMANOĞLU SÜLEYMAN BEY  3
SELMANOĞLU GERÇEKTEN BAŞARILI  3
ELAZIĞ EĞİTİMDE MARKA OLACAK  3
ELAZIĞ ÇİMENTO, ELAZIĞLILARIN OLMALIDIR  3
AZER’İN MEZARI ELAZIĞ'DA  3
ÇAKMAK MESİRE YERİ  3
FIRAT DÜNYA ÜNİVERSİTESİ OLUR MU?  3
TELEFERİK’İ BIRAK,CADDE VE SOKAKLARA BAK!  3
2023’TE NASIL BİR ELAZIĞ?  3
 

Dergimizi Online olarak okuyabilmek için

 tıklayınız...

  Mehmet Topal

MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI

Tunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisinde, 42.000 Hektarlık bir alan 1971 yılında...

GOLAN KAPLICALARI

Sıcak su kaynakları ( Termal ) Ülkemizin önemli bir yeraltı zenginliğini oluşturmaktadır. Söz konusu kaynakların ...

YÜZEN ADA

Bingöl'ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada da...

Mehmet Topal

ELAZIĞ HİPODROMU

Yaklaşık 600.000 m2 alana sahip Elazığ Hipodromu Yurtbaşı Beldesine 2 km, Elazığ-Bingöl karayoluna...

BATIK KENT

Efsaneye göre lanetli sayılan kentin ilginç hikayesi şöyle: Yüzyıllar önce şehre gelen hamile bir kadın, kapı kapı dolaşarak ekmek ve yiyecek bir şeyler istemiş...

 

Şu an sitede 1 kişi online

Şu an sitede 5 kişi online. 01 Ocak 2006 Tarihinden itibaren Bugün 15 , toplam 181140 kişi sitemizi ziyaret etmiştir.
Designed By EF BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ