|
BAŞYAZI
BERİKA
KÜÇÜK
BİR ELAZIĞ
HANIMEFENDİSİYDİ
Mehmet
TOPAL
Berika Küçük…
Elazığ’ın tek
bayan şairi…
O layık-ı
veçhiyle tam bir Elazığ Hanımefendisiydi…
O’nu yıllar
öncesinde Beritan Otelinde düzenlenen Mahalli Yemek
Yarışması’nda tanımıştım. İkimizde jüride görevliydik. Yan yana
oturduk. Dakikalarca kültür, sanat, şiir, edebiyat üzerine,
Elazığ Kültürü üzerine sohbetler yaptık. Bana o gün mahalli şive
ile kaleme aldığı en son şiirini okumuş, akıcı üslubuyla,
şiirindeki kültür ve dil zenginliği ve şiirini güzel okuması ile
beni çok etkilemişti.
O gün
şiirlerinin bir kitap halinde basılı olmadığını öğrenince çok
üzülmüştüm. Bu üzüntümü orada ona belli etmedim. Sonraki
günlerde o yıllarda birçok eser yayınlayan Elazığ Valisi
M.Lütfullah Bilgin’den randevu alıp Berika Abla ile ziyarete
gittik. Vali beye birkaç şiirini okudu. Vali beyde şiirlerini
çok beğendi. Arşive kazandırılması gerektiğine inandığı için
kitap halinde bastırılmasına karar verdi. Berika Abla’nın “Gül
Deseni” adlı ilk kitabı yayınlanınca çok sevinmiş, hatta Elazığ
Valisi sayın Bilgin’e “Bu kitabın tüm gelirini Mehmetçik Vakfına
bağışlamak istiyorum” demişti. Vali bey de kitapları satmak için
değil, ücretsiz dağıtmak için bastırdıklarını ifade edince
epeyce müteessir olmuştu. Kitap basılıp eline ulaştıktan sonra
Berika Abla geride bir eser bırakabildiği için çocuklar gibi
sevinmişti.
Bir yaz akşamı
eşimle birlikte Berika Abla’nın Doğukent yolu üzerindeki dubleks
evine kendilerini ziyarete gitmiştik. Berika Abla’nın gerçek bir
Elazığ beyefendisi olan esnaflığından beri tanıdığım çok değerli
eşleri Kainat Bey ile de uzun uzun sohbet imkanımız olmuştu.
Berika Abla o sevecen kadife sesiyle bize son yazdığı şiirlerini
okumuş, bizleri duygu seline boğmuştu. O akşam Ankara’daki kızı
Ülya ile liseyi beraber okuduğumuzu söyleyince çok sevinmiştim.
Ülya, gerçekten okulumuzun hanımefendi kızlarından biriydi.
Berika Abla Ankara’ya her gidip geldiğinde bana ondan selam
getirirdi.
Kendi öz annem
kadar sevip saydığım şair Berika Abla ile bu görüşmelerimiz
birkaç kez tekrarlandıktan sonra benim yayınladığım Başkan
Dergisi’nin 22.sayısında genç gazeteci kardeşim Yücel Çakmak’ın
Berika Abla ile gerçekleştirdiği bir röportaja renkli
fotoğraflarla yer verdim. Telefonla arayıp bana ne kadar mutlu
olduğunu ifade ederek, teşekkürlerini iletmişti. Kibar bir
insandı. Hiç kimseyi incitmezdi. İnsanlara iyilik yapmak için
kendi kendisiyle yarışırdı. Son ziyaretimde eve kimsesiz bir kız
çocuğu aldığına, onu okuttuğuna ve kendi öz evladı gibi bağrına
tanık olmuş çok mütehassıs olmuştum. İçinde yaşadığımız şu
toplumda ekonomik gücü yerinde olan insanların her biri bir
kişiye sahip çıksalar inanın çok güzel insanlar yetiştirmiş
oluruz.
Berika Abla
yine sağlık problemleri nedeniyle Ankara’ya gitmişti.
Bu kez bana
selam getiremedi.
Kendisi de
sağlıkla gelemedi.
Kısmet buraya
kadarmış demek!
Ankara’dan
gelen acı haberle sevenleri olarak hepimiz sarsıldık.
O’nu ebedi
yolculuğuna uğurlarken, öteki tarafta meleklerin onu güler yüzle
karşıladıklarını, yaptığı güzel şeylerin karşılığını vermeye
çalıştıklarını hisseder gibi oluyorum.
O şimdi Asri
Mezarlıktaki ebedi istirahatgahında.
Berika Abla;
şiirlerini artık o şefkat ve merhamet yüklü sesiyle biz
sevenlerine ve dostlarına değil, cennetin gerçek sakinlerine ve
meleklere okuyacak. O cennetin yeni şairi olacak.
Berika Abla’ya
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine sabırlar
diliyorum.
|