|
::
EJDERHA TAŞI EFSANESİ
Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesi’nin Dikkatlerine!
Ejderha
Taşı Yok Olmak Üzere
Elazığ’ın
tarihi ve turistik bir yerleşim birimi olan Harput’ta
Buzluk-Fatih Ahmet Baba Kavşağının güney bitişiğinde
bulunan ve efsanelere konu olan EJDERHA TAŞI’nın yok
olmak üzere olduğu görüldü.
Ejderha Taşı
rahmetli Ahmet Kabaklı tarafından da 110 sayfalık bir
kitap haline getirilerek Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
arasında yayınlanmıştı. Ahmet Kabaklı Hocanın
çocuklarımız için kaleme aldığı gerçek bir çocuk klâsiği
bu. Ejderha Taşı, çocukların zevkle okudukları ve
dersler aldıkları Kabaklı’nın Harput’taki çocukluk
günlerinin büyülü havasını günümüze taşıyan bir eser
olması bakımından büyük önem taşıyor.

Elazığ
Valiliğini ve Elazığ Belediye Başkanlığını rüzgara,
yağmura, kara, buza karşı artık daha fazla direnemeyen,
yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan, efsanesi
ile ünlü Ejderha Taşı’nı koruma altına almaya davet
ediyoruz.
Elazığlı
değerli yazarımız rahmetli Şeyhülmuharririn Ahmet
KABAKLI'dan dinleyelim:
Ejderha ne
demektir çocuklar? Sizde bilmezsiniz bende... Başkaları
da pek bilmezler. Onu yılanlar Prensesi Şahmaran'ın oğlu
veya babası diye tanıtanlar da oluyor. Gözleri eşeklerin
gözleri gibi munis gelir bana. Tüyleri kuzu tüyü
yumuşaklığındadır. Geceleri rengarenk olur ejderha ve
uzaktan ışıl ışıldır. Yavruları da vardır Ejderha'nın.
Çocukları da vardır, hatta onları okşadığını, onlarla
konuştuğunu hayal ederim.
Aslında
küçükken Ejderha'dan korkardım. Daha doğrusu “Ejderha
Taşı”ndan. Şimdi anlatayım. Bugünkü Elazığ'ın aslı ve
atası olan Harput'u bilirsiniz. Çocukken biz kartal
yuvasına benzeyen, çok camili ve çok türbeli, Harput'ta
otururduk. Yazlarımız ise, Harput yakınındaki "Göllü
Bağ" denilen bol dutlu, elmalı, üzümlü bahçemizde
geçerdi.
Babamı henüz
tanıyacak yaşa gelmeden kaybetmişim. Annem kardeşimle
bizim ellerimizden tutar, bizi Harput’tan Göllübağ’a
götürürdü. Yolun başladığı bir yassı tepe üzerinde,
Harput'a bakar gibi sırtı ve başı havaya kalkmış,
devimsi kara bir taş vardır. Kendisi toprağa gömülmüş
de, sırtı, boynu ve ayağı açıkta kalmış, yürüyüş halinde
bir dev hayvan heykelini andıran bu kocaman görüntünün,
iki yanında da tıpkı kendine benzer, ikişer yavrusu
bulunur.
Annem,
herhalde bizi yutar korkusundan olacak bu büyük ve küçük
taşların üstüne çıkmamıza izin vermezdi:
-“Bu Ejderha
Taşı’dır” derdi.
-“Ne demek
ana Ejderha Taşı?”
-“Oğlum, bu
gördüğünüz şey vaktiyle ifrit bir ejderha imiş;
yanındakiler de onun yavruları.
Bak görüyor
musunuz, Harput'un üzerine doğru yürüyorlar! O eski
zamanlarda meğer Harput’u yutmaya gelirlermiş de şehirde
herkes korkmaya başlamış.
Bunun
üzerine, ağzı dualı, gönlü temiz, çok okumuş Allah’a
yakın adamlar şu karşıdaki Eğri Minare’nin yanında
görünen Süt Kalesi’nin mescidine çıkmışlar. Alın koyup
namaz kılmışlar ve hep bir ağızdan halka dua bu canavara
da beddua etmişler ki, olduğu yerde kalsın. Harput’u
yutmasın... Kurban olduğum Allah işte o ulu kişilerin
dualarını kabul etmiş de, bu Ejderha ile yavruları hemen
şuracıkta taş kesilmişler. Sizde sakın bu yerlerde bu
millete bir eğrilik bir kötülük etmeyin ha... Allah sizi
de taş yapar. Ama bizim gözlerimizin yuvarlandığını ve
korkmaya başladığımızı görünce hemen sesini yavaşlatır.:
-“Allah onu
taş yapmış ama kim bilir ne kadar eskiden... Sonra çok
büyük fenalık yapacakmış, camileri ve insanları toptan
yutacakmış de ondan taş yapmış Rabbim. Siz korkmayın!
Allah'ım size kıymaz. Hiç de taş olmazsınız!” derdi ve
sanki taş kesilmemizi önlemek isteyen bir çabuklukla
gelir, boynumuza sarılır beni ve kardeşimi öperdi...
Zamanlar
geçti, Ejderha Taş'ından korkmaz oldum. Hatta bu asrın
dev kamyonlarını silahlarını, tanklarını, uçaklarını
onların ölüm saçan, yıkan kazalarda insanlar parçalayan
vahşetini gördükçe eski zamanın ejderhaları bana çok da
munis, afacan, yaramaz ve sevimli gelmeye başladılar...
Ama, bu
“Ejderha Taşı Efsanesi”nin bende bıraktığı dersi, anamın
anlattığı şeylerin hikmetini, hiç bir zaman unutamamış,
yalana ve hafife almamışımdır. O yüzden hala inanırım
ki: Güzel yurdumuza fenalık yapmaya, onu yutmaya,
sömürmeye veya elimizden almaya gelenler veya
kalkışanlar, temiz huylu, yüce ruhlu milletimizin
duaları ile taş kesilirler; gayretleri ve savaşları ile
perişan olurlar. |