Fırat
Üniversitemizin sayın Rektörü Prof.Dr.M.Hamdi Muz, Fırat
Üniversitesi’nin 2006 Strateji Planını açıkladı. Açıklamasında
ne dedi? “ ViZYONUMUZ, DÜNYA ÜNİVERSİTESİ OLMAK” dedi. Ardından
da “ÜNİVERSİTELER KAMPÜS YAŞAMINA HAPSOLMUŞ KURUMLAR OLMA YERİNE
TOPLUMLA ETKİLİ İLETİŞİM KURABİLEN KURUMLAR OLMALIDIR.” diye
eklemiş.
Bunları sayın
Fırat Üniversitesi Rektörü M.Hamdi Muz’dan duymak çok güzel.
Bunca yıl geç kalınmış olsa bile ümit verici ve sevindirici bir
açıklama. Ne var ki, hem geç kalınmış hem de inandırıcı değil.
Bir kere “2006 Strateji Planı” tutup 2006 yılının ikinci
yarısında değil, 2006 yılından önce açıklanır. 2006 yılının
ikinci yarısında böylesine büyük bir hedefi nasıl
yakalayacaksınız? Siz Rektörlük görevine geldiğinizde Fırat
Üniversitesi’nin çok iyi olmasa bile vasat bir imajı vardı. Siz
bu imajı aldığınız yerin ilerisine mi, yoksa gerisine mi
götürdünüz? Bunun değerlendirmesini varın siz yapın. Bunu
yaparken Fırat Havzasında bulunan size bağlı il ve ilçelerin
insanlarının görüşlerini de lütfen dikkate alın.
Rektörler gelir
ve giderler. Arkalarında eserleri kalır. Bu eserler de Fırat
Üniversitesiyle bir bütün olarak, tarih boyunca bir ilim ve
irfan yuvası olan Harput kültürü ile beslenen Elazığ’da kalır.
Rektörlerin, Rektör Yardımcılarının, Dekanların, Okul
Müdürlerinin birinci görevleri bu kurala uygun görev bilinci
içerisinde olmalarıdır. Üniversitenin Telefon Rehberine
baktığımızda aynı soyadını taşıyan insanları görüyoruz. Fırat
Üniversitesi’ni yıllardan beri ellerine geçen her fırsatta AİLE
ŞİRKETİ’ne çevirmek isteyen olduğu müddetçe hedefi yakalamak zor
olur. Akademik kariyere uygun insanlar sadece üniversitedeki
akademisyenlerin eş ve çocuklarından çıkacak diye bir bilimsel
kural mı var? Bu şehirde ne cevher insanlar var ki, ellerinden
tutan olmadığı, hakları birileri tarafından kullanıldığı içindir
ki, toplum içerisinde yok olup gitmektedirler. En yakınından
başlayıp üniversiteyi ciddi bir şekilde analiz edersen burada
yazmaktan sarfınazar ettiğim daha çok hatayı Rektör olarak
bizzat kendin görürsün.
Biz dostça
eleştiriyoruz.
Fırat
Üniversitesi büyümek şöyle dursun, “BENİM OLSUN, KÜÇÜK OLSUN”
zihniyetini taşıyanlar tarafından küçültülmeye çalışılmaktadır.
Üniversitemizle basınımız ve halkımız barışık değildir. Basın ve
Halkla İlişkiler konusunda ilk adımlarınız yanlış olmuştur. Bu
yanlışla bugünlere kadar gelinmiştir. Bundan sonrasında gerekli
tedbirleri almak lazımdır. Etrafınıza örülen etten duvarları
aşıp, şehirle bütünleşmediğin sürece Elazığ’a ve Fırat
Üniversitesine kalıcı bir eser bırakamazsınız. Söylemleriniz
havada kalır. İnandırıcı olamazsınız.
Ben şahsen
Vizyonunuza da Misyonunuza da, inanmak ve güvenmek istiyorum.
Fırat
Üniversitesi’nin bir DÜNYA ÜNİVERSİTESİ olmasından ayrıca büyük
bir onur ve gurur duyarım. Keşke bilimsel veriler ve matematik
bunu doğrulasa da ben bir güzel mahcup olsam.
Fırat
Üniversitesi’nde rüzgarlar hep böyle eser ve makaslar hep böyle
keserse, sonuçta ben değil sizler mahcup olursunuz. Bu
mahcubiyetin üzüntüsü de Elazığlı bir gazeteci olarak bana
kalır…
İşin güzeli ne
siz mahcup olun, ne de ben üzüleyim.
Gelin
karşılıklı olarak ilişkilerimizi bir gözden geçirelim ve Fırat
Üniversitesi’nin gerçekten bir dünya üniversitesi olması için
hepimiz elimizi taşın altına koyalım. Aşık Veysel’in dediği gibi
“GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ, BU BENDEKİ AŞK OLMASA”