|
BAŞYAZI
HARPUT BAYRAKTIR
Mehmet TOPAL
Harput…
Dünyanın en eski
yerleşim yerlerinden birisidir.
Doğru ve sağlıklı
araştırma yapmayanların kıymetini bilmediği Harput’un
İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde bunun için gerekli altyapıyı
fetihlerle, şehitlik mertebesine kadar varan şekilde hazırlayan,
bu bağlamda çok önemli ve hayati roller üstlenen, peygamber
soyundan gelen alim-ülema ve komuta kademesindeki asker
insanların şehit mezarlarıyla dolu olan gizemli kent Harput!..
Yukarı Fırat
Havzasında Doğu Anadolu Bölgesi’nin kilit noktasıdır.
Tarih boyunca bütün
yollar ve sular buradan geçmiştir.
İpek Yolları, hava
yolları, karayolları, köy yolları, belde yolları da hep
Harput’tan geçmiştir. Keban ile başlayan Fırat nehri boyunca
tıpkı bir gerdanlık gibi güney sınırımıza kadar dizilen ve o
yıllarda “Yedi Küpeli Gelin” olarak tabir edilen tüm Türkiye’yi
aydınlatan, sanayide ve tarımda kalkınmamıza öncülük eden, GAP
Projesiyle ülkeyi ayağa kaldıran barajlar silsilesinin başlangıç
noktası da yine Harput’tur.
Harput’ta suyla gelen
bir hayat ve o hayatında kültürü vardır.
Geçmiş dönemlerde de
Harput her medeniyet için büyük bir önem arz etmiştir. Son
zamanlarda Osmanlı için Harput’un önemini hepimiz biliyoruz.
Harput’taki medreselerden yüzlerce alim ve ulema yetişmiştir.
Osmanlı Orta Doğuyu Harput’tan yönetmiş, ünlü “Yemen Türküsü”
Harput’tan yeşermiştir. Harput’taki türbeler ve mezar taşları
iyice incelendiği zaman bu potansiyel çok daha iyi
anlaşılacaktır. Harput’u İslam ve Türk yaparlarken bu
topraklarda şehit düşen Ankuzu Baba, Fatih Ahmet Baba, Beşikli
Baba, Üryan Baba, Hıdır Baba, Şeyh Hasan Baba ve Muhammed El
Kattali hazretleri gibi değerli şahsiyetlerin türbelerinden
yükselen nuru iyi görmek ve iyi anlamak lazımdır.
Ayrıca Harput, biz
Türkler kadar yabancılarında her zaman ilgisini çekmiş,
iştahlarını kabartmıştır. Osmanlı’nın son yüzyılında Harput’ta
faaliyet gösteren Amerikalılara ve Avrupalılara ait kolejlerin
varlığı da bunun en açık kanıtı olmuştur.
Harput’a sahip olmak,
Harput’un koordinatlarını çok iyi okumak gereklidir.
Harput’a sahip olmak
bugün için yine Orta Doğu’ya ve Uzak Doğu’ya sahip olmak
demektir.
2000’li yılların
başlarında “Tanrıların Arabaları” adlı kitabın yazarı Erich von
Dâniken'in Harput’un bir köyüne gelip incelemelerde bulunduğunu
çoğumuz bilmeyiz. Erich von Dâniken, Harput’ta ne arıyordu? Bunu
arayıp bulmak ve değerlendirmek ise Tarih ve Coğrafyacılarımızın
konusu.
HARPUT BAYRAĞINA
HARPUT ÜNİVERSİTESİ YAKIŞIR
Uluova Gazetesi’ndeki
Başyazı köşemde bundan yıllar önce Elazığ’da bir ikinci
üniversitenin HARPUT ÜNİVERSİTESİ adı altında kurulması
gerektiği konusunu ele almıştır. Ardından HARVAK kuruldu. Bu kez
HARPUT ÜNİVERSİTESİ konusunu bu vakıf sahiplendi. Bir dönem de
değerli kardeşim Bedrettin Keleştimur’da kaleme almışlardı.
HARPUT ÜNİVERSİTESİ gündeme her getirildiğinde fitne ve fesatlar
harekete geçip, bu önemli meseleyi sulandırıp ertelettiler.
Mazeretleri çok masum ve basitti. Fırat Üniversitesi’ne rakip mi
çıkartıyorsunuz diyerek Fırat’ı yanlış yönlendiriyorlardı. Bir
diğer mazeretleri de falanın filanın rektör olması için ikinci
üniversite istiyorsunuz.
Kardeşim biraz
mantıklı düşün. Cüce fikirlerden vazgeç. Bak Türkiye’nin
batısındaki şehirlere. Her birinde kaç üniversite olduğunu gör.
İkinci üniversite Elazığ’a katma değer demektir. Fırat
Üniversitesinin bugün 20 bin mevcudu varsa, HARPUT
ÜNİVERSİTESİ’nin de bir o kadar olur. Rektör kim olursa olsun
kardeşim. Bu o kadar önemli değil. Fırat Üniversitemizden bugüne
kadar kimler geldi kimler geçti. Ama üniversitemiz her zaman
hedefine doğru ilerledi.
Yeni bir üniversite
fikrinden rahatsız olmak, bence bilinçsiz bir şekilde Elazığ’a
yanlış yapmaktır. Bu kötü huyumuzdan vazgeçmeliyiz. Ya da bu
cılız ve çatlak seslere itibar etmemeliyiz.
HARPUT
ÜNİVERSİTESİ’ni kurmak fikrine ELAZIĞ BULUŞUYOR Projesi
kapsamında sahip çıkılmalıdır. İstanbul’daki Elazığlıların
huzuruna çıkacak olan değerli yöneticilerimiz HARPUT
ÜNİVERSİTESİ’nin kurulması için işadamlarımızı Elazığ’a zirve
öncesinde davet edip bu işi olgunlaştırmalıdırlar.
Elazığ bir huzur ve
güvenlik adası olduğu kadar, ilim ve irfanın da yuvasıdır.
Bu yuvada akademik
eğitim meşalesini çift yakma zamanı gelmiştir.
Çayda Çıra oyunumuzun
yanan mumları da bunu işaret etmektedir.
|