|
BAŞYAZI
BİR PADİŞAH
FIKRASI
Mehmet TOPAL
Bugün sizlere hiç
yorumsuz olarak bir padişah fıkrası anlatacağım.
Fıkra ibret dolu…
Bana yaşlı bir köylü çay içerken anlattı… Ben çok beğendim…
Sizlerin de beğeni
ile bir solukta okuyacağınızı umuyorum.
Fıkra şöyle:
“Zamanın birinde bir
padişah varmış.
Bir gün Padişah için
yeni bir alınması gerekmiş. Seyislerden birisi gidip beğendiği
bir atı satın alıp getirmiş. Atı görmeye gelen Padişah o sırada
yanında bulunan hizmetçilerinden Ahmet efendiye atın nasıl
olduğunu sormuş.
Ahmet Efendi yüzünü
ekşiterek;
-“Bu at inek
cinsinden” demiş.
Padişah bozulmuş ve
atı satan alan seyise;
-“Git araştır bakalım
bu atın cinsi nedir?” diye emretmiş.
Seyis gidip atı satın
aldığı adamı bulmuş. Atın hikayesini sormuş. Bu at dünyaya
geldikten sonra annesinin sütü kesilmiş. Beslemek için tutup
inek sütü vermişler. Seyis gelip Padişaha bu hikayeyi anlatınca
Ahmet Efendiyi çağırıp sormuş:
-“Sen bu atın inek
cinsi olduğunu nasıl anladın?”
Ahmet Efendi:
-“Atlar üzerine konan
sinekleri kovmak için kuyruklarını kullanırlar. Ben bu ata bir
baktım üzerine konan sinekleri başını sallayarak kovuyor. Bundan
anladım” der.
Bunun üzerine Padişah
Ahmet Efendiyi et, ekmek, kek ve bir ördek vererek
ödüllendirmiş. Ahmet Efendi Padişahın verdiği birbirinden güzel
yemekleri bir güzelce yemiş ama Ördeği kesip yememiş.
Günlerden sonra bu
durum Padişahın dikkatini çekmiş.
Ahmet Efendiye
sormuş:
-“Ördeği neden kesip
yememişsin?”
Ahmet Efendi:
-“Bu ördeğin cinsi
ördek değil. Bu tavuk cinsinden” demiş.
Padişah araştırmış.
Hakikaten cinsi ördekmiş. Yumurtayı çıkaran annesi ölünce tutup
ördek yumurtasını bir tavuğun altına kuluçkaya bırakmışlar.
Büyüyene kadar tavuğu anası bilmiş ve onun kültürünü almış.
Padişah Ahmet
Efendiye yine sormuş:
-“Sen bu ördeğin
tavuk cinsi olduğunu nasıl anladın?
Ahmet Efendi:
-“Ördek su içerken
gagasını suya daldırıp öyle su içer. Bu ördek, suyunu ördek gibi
değil de tavuk gibi başını havaya kaldırarak içiyordu. Bu
hareketinden anladım” der.
Padişah bu kez
kendisini sorgulamasını istemiş:
-“Söyle bakayım, ben
nasıl bir Padişahım?”
Ahmet Efendi hiç
tereddüt etmeden cevabını vermiş:
-“Padişah olmuşsun
ama sen bir aşçı çocuğuna benziyorsun”
Padişah kızgınlıkla
gidip annesine durumu anlatmış. Annesi de padişahın asıl
babasının sarayın aşçısı olduğunu itiraf etmek zorunda kalmış.
Padişah bir süre kendini toparladıktan sonra hizmetçisini
çağırıp yine sormuş:
-“Benim aşçı çocuğu
olduğumu nasıl anladın?”
Ahmet Efendi:
-“Devletli Padişahım,
bir Padişah birini ödüllendireceği zaman ona kıymetli şeyler
verir. Halbuki siz tutup bana ekmek, et, yemek, kek ve ördek
gibi ucuz şeyler verdiniz. Bunun değerlendirmesini de şöyle
yaptım. Her insan gördüğü kültürü yaşatıyor. Bu tür şeyleri
verse verse ancak bir aşçı verir diye düşündüm. Demek ki siz
gerçekte aşçı olan gerçek babanıza çekmişsiniz. Padişahın gerçek
oğlu olmuş olsaydınız böyle davranmazdınız” der.
Bu cevap üzerine
Padişah, zekasına ve hayat tecrübesine hayran kaldığı hizmetçisi
Ahmet Efendiyi cezalandırmayarak affeder.
Uluova Gazetesi,
27 Mayıs 2008 |