|
BAŞYAZI
Uluova Gazetesi
21 Kasım 2006
ŞORŞOR MUHTARI
MEHMET TOPAL
Elazığ Belediye
Başkanlığı görevini sayın Şükrü Kacar yürütürken, ben ve Şükrü
Kacar’ın şimdi ünlü bir tiyatro sanatçısı olan yeğeni Arslan
Kacar, “Ah Ulan Rıza” şiriyle tanıdığımız şair Yusuf
Hayaloğlu ve “Bizimkiler”adlı televizyon dizisinin
yapımcısı Yalçın Yelence lise son sınıfta okuyor, aynı zamanda
Halis Ulucan ve Fuat Keklik’in sahibi bulundukları şehrimizin
yerel gazetelerinden “Yeni Harput Gazetesi”de de
Elazığ’ın sorunları üzerine haberler, yorumlar, köşe yazıları ve
röportajlar yazıyorduk.
Yazdığımız yazılarda
en çok eleştirdiğimiz yerel yönetici ise Belediye Başkanı sayın
Şükrü Kacar hocamız ve onun yaptığı belediye hizmetleriydi.
Hatta bir defasında ok yaydan çıkmış kendisini “ŞORŞOR
MUHTARI” ilan etmiştik. Hem de Belediye Başkanı sayın
Kacar’ın yeğeni Arslan Kacar ile birlikte. Sayın Şükrü Kacar,
oldum olası hoş görülü bir insandır. Gazeteye gelir bizlerle
sohbet eder yaptığı hizmetleri anlatırdı. Yazdıklarımızdan
dolayı bizlere gönül dahi koymazdı. Biz sayın Kacar’ı hem çok
sever, hem de acımasızca eleştirirdik. Aradan 30 yıl geçmesine
rağmen sayın Kacar bu hatırasını bugün bile çeşitli dost
toplantılarında “Bunlar beni hem de öz yeğenimle kardeşimin
oğlu ile bir olup Belediye Başkanı iken, Elazığ Belediye
Başkanlığından indirip Şorşor Muhtarı ilan etmişlerdi. Yeni
Harput Gazetesi’ne manşet atmışlardı. Bunlardan korkulur”
diye anlatır durur. Ben yine takılırım sayın Kacar’a; “Siz o
gün Şorşor Deresi Meselesini çözseydiniz, bugün başka
derelerinin ıslahını konuşurduk.” Bizlerde yıllar sonra
Sayın Kacar’ın o günkü heyecanlı anlatımını dinledikten sonra da
hep birlikte güler geçeriz.
Şorşor Deresi;
bilindiği gibi yine Elazığ’ın gündeminde çözüm bekleyen büyük
bir sorun olmaya devam ediyor. Eski Valilerimizden sayın Osman
Aydın’ın zamanında Valilikte bir toplantı düzenledik. Toplantıda
Vali sayın Osman Aydın, dönemin Belediye Başkanı sayın Hamza
Yanılmaz, Aksaray Mahallesi Muhtarı, Aksaraylı gazeteciler ve
bir eğitimci mahalle sakinimiz vardı. Bu konudaki ikinci
toplantıya Aksaray Mahalleli olan AKP Milletvekili Prof.Dr.
Abdulbaki Türkoğlu’da katılmış, Şorşor Deresi’nin Islahı Projesi
için Elazığ Belediye Başkanlığına kaynak temininde yardımcı
olacağı sözünü vermişti. Bu arada yerel seçimler oldu. Elazığ
Belediye Başkanlığını M.Süleyman Selmanoğlu kazandı. Projeyle
ilgili devam toplantılara katıldılar. Sayın Selmanoğlu; “Kaynak
bulunursa Şorşor Deresi’ni ıslah ederim” sözünü verdiler.
Milletvekili sayın Prof.Dr. Abdulbaki Türkoğlu, sözünde durarak
projeye kaynak temin etti. Hem Dünya Bankası ve hem de İller
Bankası bu konuda projeye sıcak bakıyorlar. Şorşor Deresi’nin
üzeri kapatılırsa Aksaray, Kızılay, Gümüşkavak Mahalleleri
pislikten kurtarılmış olacak, Elazığ Belediyesi ise binlerce
dönüm beleş arsa sahibi olmuş olacak.
Gelin görün ki;
Elazığ Belediye Başkanı sayın M.Süleyman Selmanoğlu, “Ben
Belediyeyi niye borçlandırayım? Teklifler cazip değil.”
Diyerek bu projeye başlamaktan uzak duruyor. Peki o halde bu
projeyi kim hayata geçirecek. Üç mahallenin sakinlerini artık
tırısmana kalkan afedersiniz ama şehrin kanalizasyonlarının
açıkta aktığı bu bok kokusundan kim kurtaracak? Halk Sağlığını
ilgilendirecek her türlü bulaşıcı hastalıklardan üç mahallenin
halkını kim ve nasıl koruyacak? Bu görev Elazığ Belediyesi’nin
en başta gelen görevidir. Belediye kendi partisinden olmamasına
rağmen be projede halkın sağlığı için destek veren AKP Elazığ
Milletvekili sayın Abdulbaki Türkoğlu’na teşekkür ediyoruz. Aynı
teşekkürü bir fazlasıyla Elazığ Belediye Başkanı “Muhteşem
Süleyman”a da sunmak istiyoruz.
Sayın Selmanoğlu; bu
halk sana “MUHTEŞEM SÜLEYMAN” demişse eğer mutlaka bir
bildiği vardır da onun için böyle hitap etmiştir. Senin de
muhteşem standartlarında hareket etmen gerekecektir. Öncelikle
her konu da sözünde duracaksın. Projelerden ve borçtan
korkmayacaksın. Borç yiğidin kamçısıdır demişler. Borçtan
korkanlar hayatta bir şeye sahip olamazlar. Sen de korkma. Sen
muhteşemsin. Yoksa halkın sana layık gördüğü bu nişanı kendine
çok mu görüyorsun? Muhteşemlikten vazgeçtin de bizim mi
haberimiz olmadı? Halk seni nasıl görmek istiyorsa siz öyle
olacaksınız.
Netice olarak;
Bu Şorşor Deresi
ıslah olacak.
Aksaraylılar,
Kızılaylılar ve Gümüşkavaklılar gözlerini, kulaklarını açmış
senden gelecek cevabı bekliyorlar. Bu projeyi yapan neden sen
olmayasın. “Hamza Yanılmaz olsaydı, şimdi çoktan yaptırmıştı”
diye propaganda yapanlar bile var. Senin bu projeyi
yaptıramayacak neyin eksik? Hatta “muhteşem” gibi bir rütben
bile var.
Gelecekte “Bunu
Muhteşem Süleyman yaptı. Belediyenin cebinden de beş kuruş
gitmedi. Dere üzerinden kazandığı arsaları satıp borcunu
kapattı. İşini bilen, akıllı ve dedikleri gibi de maşallah
muhteşem bir adamdı.” Desinler. Bunun için bu dereyi baştan
başa sen kapatmalı ve üç mahallenin insanlarını bu rezaletten
kurtarmalısın. Güney Çevre Yolu bittikten sonra bu işe
girmediğimize pişman oluruz. Arkandan gazeteler, dergiler neler
yazar, televizyonlar ve radyolar neler söyler neler.
Seni ŞORŞOR
MUHTARI (!) bile yaparlar.
İnanmazsan sayın
Şükrü Kacar ağabeyimize sor.
Şükrü Abi, neler
çekmişti bu Şorşor Muhtarlığından, sana anlatsın.
Yıllar
önce Yümnü Tekindal tarafından yazılan bir şiirle bugünkü yazımı
noktalıyor ve şairin bu şiirde vermek istediği mesajında çok iyi
değerlendirilmesini bekliyorum.
BELEDİYE
ÜSTÜNE
Elazığ’da yok sanma, var elbet Belediye,
Hep Karaçalı olduk, fakat, su gele, diye.
Bağlatmış su bendini, Belediye belki de,
Gitmesin yol arsa ev, kazârâ sele, diye.
Anlattık derdimizi, söz etti bir yetkili:
“Balık değilsiniz ya? bekleyin hele..” diye.
Def ‘-i hâcet edilmez, dedik beklemekle hiç,
Müstâmel çatı, bucak, mecbûri helâ diye.
Bütün mahalle halkı, kazan kaldırdı dama,
Yağmurdan medet umduk; boşanıp, dola diye.
Sâde gönül, göz değil; el, yüz de temiz gerek,
Yüzümüz kara çıktı, suya müptelâ, diye.
“Teyemmüm”le geçirdik, ramazanı bayramı;
Kılınan namazımız, mûteber ola, diye.
Çeşme başında herkes, cenk ederken, “her yer teşt!”
Kış gibi günde yandı, bu el Kerbelâ, diye.
Sudan vazgeçip, dedik: Beterin beteri var,
Vermesin Allah artık, başka bir belâ diye.
Büyük elin derdine, Küçük el, dermân olsa,
Şükrederiz Allah’a “lâhevlevelâ” diye. |